Korku

Korku, bizim kontrol sistemimizin önemli bir parçası olmakla birlikte, aynı zamanda yaşamımızdaki tecrübelerin de sonucudur. Sevgi ve korku el ele gider. Sevgisiz ve korkusuz yaşam zordur. Sevgi her bireyin ihtiyaç duyduğu psikolojik bir gereksinimdir.

Korku ise bizi birtakım değişiklikler yapmamızı talep eder ve bizi zararlı olan olaylardan korur. Korkusuz kişi korkan kişiden daha fazla tehlikeyle karşı karşıyadır. Korkunun çok olması kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Bazı kişilerde korku öyle şiddetli ortaya çıkar ki, kişi artık evini terk edemez hale gelir. Bu durumda kişinin mesleki gelişimi engellenirken, sosyal yaşamı da kısıtlanır.

Burada önemli olan, korku durumunda kişinin korkuyu hissetmesi, bunu adlandırması, bu durumun ne ile ilişkili olduğunu düşünebilmesidir. Eğer kişi bunları yönetemeyecek durumda ise, kronik bir durum var demektir.

Patolojik korkular dediğimiz fobiler vardır. Burada korkulmaması gereken bir durum ya da olay karşısında korku duygusu vardır. Bunları genel olarak üç başlıkta ele alabiliriz:

  • Beklenmedik bir biçimde ortaya çıkabilecek bir panik benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda yardım sağlanamayacağı ya da kaçmanın zor olduğu yerlerde bulunmaktan korkmayı içeren agorafobiler,
  • Yılan, uçakla seyahat etme, yükseklik gibi özgül bir nesne ya da durumun varlığı ya da böyle bir durumla karşılaşılacak olma beklentisi ile başlayan aşırı ya da anlamsız olan korkular,
  • Tanımadık kişilerin yanında ya da toplumsal bir eylemi gerçekleştirmesi gerektiği durumlarda aşağılanma ve ayıplanma korkusunu içeren sosyal korkular.

Korkunun yarattığı bedensel etkiler

Korku beyin ve bedene yerleştikten sonra, adrenalinin ve kortizonun böbrek üstü bezindeki üretimleri bozulur, bağışıklık sistemini ve kas dokusunu olumsuz etkiler. Sinirlilik, huzursuzluk ve erken kızma gibi belirtiler ortaya çıkar.

Aynı zamanda; kasların gerilmesi, ishal veya kabızlık, göğüste daralma, nefes darlığı, kalp çarpıntısı, konsantrasyon bozukluğu, düşünme yetisinin bloke olması, baş dönmesi, titreme, kontrolünü kaybetme duygusu, bayılma gibi bedensel şikayetler de görülebilir.

Burada Panik atak durumundan da bahsedelim. Panik atak nöbetler halinde gelen korku bozukluğudur. Bu nöbetler genellikle 1-5 dakika sürer.

Tedavisi mümkündür

Korku ve Panik atakların tedavileri ilaç ve psikoterapilerle mümkündür. Korkuyu yaşayan kişi ile korku arasında bir mücadele vardır.  Kişi korkudan korkup geri çekildikçe korku da artar. Kişi bunu sık sık yaparsa, korkunun kölesi olur ve artık evi bile terk edemez hale gelir. Eğer kişi korkunun üzerine gidebilirse korku durumu azalır. Burada öz güven büyük bir rol oynar. Korkuların temelinde öz güvenin az olması yatar.

Share your thoughts